Fobiler

Hayvan Fobileri: Neden Bazı Canlılardan Aşırı Korkuyoruz?

Hayvan fobileri, belirli hayvan türlerine karşı duyulan mantıksız ve aşırı korku tepkileridir ve genellikle çocukluk çağı travmaları, öğrenilmiş davranışlar veya evrimsel adaptasyonlar gibi karmaşık faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkar. Bu durum, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir, günlük aktivitelerini kısıtlayabilir ve sosyal izolasyona yol açabilir. Modern psikolojinin derinlemesine incelediği bu korkular, sadece birer “huysuzluk” olmaktan öte, profesyonel destek gerektiren ciddi ruh sağlığı sorunlarıdır. Bu makale, hayvan fobilerinin nedenlerini, türlerini ve etkili tedavi yöntemlerini kapsamlı bir şekilde ele alacaktır.

Bir Düşünür Der ki: “Gerçekte olduğundan çok daha sık hayalimizde acı çekeriz.” – Seneca

Hayvan Fobileri Nedir ve Nasıl Tanımlanır?

Hayvan fobisi, spesifik bir fobi türü olup, belirli bir hayvan veya hayvan grubuna karşı hissedilen aşırı, mantıksız ve sürekli bir korkudur. Bu korku, gerçek bir tehlike olmamasına rağmen panik atak benzeri fiziksel ve psikolojik tepkilere neden olabilir. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Tanısal ve Sayımsal Ruhsal Bozukluklar El Kitabı (DSM-5) kriterlerine göre, bir korkunun fobi olarak tanımlanabilmesi için bireyin yaşamını önemli ölçüde etkilemesi, kaçınma davranışlarına yol açması ve korkunun en az altı ay sürmesi gerekmektedir. Normal bir hayvandan korkma durumu ile fobi arasındaki temel fark, fobinin yoğunluğu, mantıksızlığı ve bireyin işlevselliği üzerindeki yıkıcı etkisidir. Örneğin, bir yılanla karşılaşmaktan tedirgin olmak doğal bir tepkiyken, yılan resmini görmekten bile bayılacak kadar korkmak bir fobi belirtisidir. Fobik bireyler, korktukları hayvanla karşılaşma olasılığını düşünmekten bile yoğun anksiyete yaşayabilir, bu da günlük rutinlerini, sosyal ilişkilerini ve kariyer seçimlerini etkileyebilir.

Biliyor muydunuz? Araştırmalar, spesifik fobilerin genel popülasyonda %7 ila %9 oranında görüldüğünü ve hayvan fobilerinin bu kategoride en yaygın alt türlerden biri olduğunu göstermektedir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık rastlanır.

Fobilerin Kökenleri: Neden Bazı Canlılar Daha Korkutucu Geliyor?

Hayvan fobilerinin kökenleri oldukça karmaşıktır ve biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle açıklanır. Bu faktörler, bireyin belirli bir hayvana karşı geliştirdiği aşırı tepkinin temelini oluşturur.

Evrimsel Miras ve Hayatta Kalma İçgüdüsü

İnsanlık tarihi boyunca, bazı hayvanlar doğrudan hayatta kalma tehdidi oluşturmuştur. Yılanlar, zehirli örümcekler veya yırtıcı memeliler gibi canlılar, atalarımızın yaşamını doğrudan tehlikeye atmış ve bu tür tehditlere karşı hızlı ve güçlü bir korku tepkisi geliştiren bireylerin hayatta kalma şansı daha yüksek olmuştur. Bu durum, “hazırlıklı öğrenme” (preparedness learning) teorisiyle açıklanır; yani, insanlar belirli uyaranlara (tehlikeli hayvanlar gibi) karşı korku geliştirmeye genetik olarak daha yatkındır. Bu evrimsel miras, günümüzde bile, bu tür hayvanlarla hiç kötü bir deneyim yaşamamış olsak dahi, onlara karşı irrasyonel bir korku duymamızın nedenlerinden biri olabilir. Beynimizin amigdala bölgesi, bu tür tehlike sinyallerini hızla işleyerek “savaş ya da kaç” tepkisini tetikler.

Uzman Görüşü: Evrimsel psikologlar, atalarımızın hayatta kalma mücadelesinde kritik rol oynayan bu korku mekanizmalarının, modern dünyada dahi belirli hayvanlara karşı duyduğumuz anksiyetede etkili olduğunu belirtirler. Bu, tamamen bilinçdışı bir adaptasyonun günümüzdeki yansımasıdır.

Öğrenilmiş Korkular ve Travmatik Deneyimler

Fobilerin önemli bir kısmı, doğrudan veya dolaylı öğrenme süreçleriyle ilişkilidir. Doğrudan Öğrenme (Klasik Koşullanma): Birey, korktuğu hayvanla doğrudan travmatik veya rahatsız edici bir deneyim yaşamış olabilir. Örneğin, çocukken bir köpek tarafından ısırılan veya kovalanan bir kişi, köpek fobisi geliştirebilir. Bu deneyim, köpeği tehlike ile ilişkilendiren güçlü bir koşullu tepki oluşturur. Dolaylı Öğrenme (Gözlemsel Öğrenme): Başkalarının korku tepkilerini gözlemleyerek de fobi gelişebilir. Ebeveynlerinin veya yakın çevresindeki kişilerin belirli bir hayvana karşı aşırı korku göstermesi, özellikle çocukluk döneminde, bireyin de benzer bir fobi geliştirmesine neden olabilir. Örneğin, annesinin her fare gördüğünde çığlık attığını gören bir çocuk, fareleri tehlikeli olarak algılamayı öğrenebilir. Bilgi Aktarımı: Medya, hikayeler veya başkalarından duyulan olumsuz bilgiler de bir hayvanın tehlikeli olduğu algısını pekiştirerek fobiye zemin hazırlayabilir. Bir hayvanın saldırganlığına dair haberler veya korku filmleri, o hayvana karşı irrasyonel bir korku geliştirmeye katkıda bulunabilir.

İpucu: Eğer çocuğunuzda belirli bir hayvana karşı aşırı korku belirtileri gözlemliyorsanız, kendi korkularınızı çocuğun yanında belli etmemeye özen gösterin. Çocuklar ebeveynlerinin tepkilerini taklit etmeye eğilimlidir.

Bilişsel Çarpıtmalar ve Algısal Yanılgılar

Fobik bireylerde sıkça görülen bilişsel çarpıtmalar, korkulan hayvan hakkındaki düşünceleri abartılı ve gerçek dışı hale getirebilir. “Felaketleştirme” (catastrophizing) eğilimi, küçük bir olasılığı bile en kötü senaryoya dönüştürerek, hayvanla karşılaşma durumunda yaşanabilecekleri aşırı derecede olumsuz bir şekilde yorumlamalarına neden olur. Örneğin, küçük bir örümceğin bile kendilerine ölümcül zarar verebileceğini düşünebilirler. “Aşırı genelleme” ise, tek bir olumsuz deneyimi tüm benzer hayvanlara yaymaktır; bir kedi tarafından tırmalanan bir kişi, tüm kedilerin tehlikeli olduğuna inanabilir. Bu bilişsel çarpıtmalar, anksiyete döngüsünü besleyerek fobinin kalıcılığını artırır.

Genetik Yatkınlık ve Nörobiyolojik Faktörler

Araştırmalar, fobilerin gelişiminde genetik faktörlerin de rol oynayabileceğini göstermektedir. Ailede anksiyete bozukluğu veya fobi öyküsü olan bireylerin, fobi geliştirme olasılığı daha yüksek olabilir. Beyin kimyasındaki dengesizlikler, özellikle serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin işleyişindeki farklılıklar, anksiyete ve korku tepkilerini etkileyebilir. Amigdala, beynin korku merkezi olarak bilinen bölgesi, fobik tepkilerin oluşumunda ve sürdürülmesinde kritik bir role sahiptir. Fobik bireylerde amigdalanın, korkulan uyaranlara karşı daha hassas ve aşırı tepki verdiği gözlemlenmiştir.

En Yaygın Hayvan Fobileri ve Özellikleri

Dünya genelinde birçok farklı hayvan fobisi bulunmakla birlikte, bazıları diğerlerine göre çok daha yaygındır ve bireylerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebilir. İşte en sık rastlanan hayvan fobilerinden bazıları ve genel özellikleri:

Fobi Adı Korkulan Hayvan Genel Belirtiler
Araknofobi Örümcekler Örümcekleri görme, düşünme veya resimlerine bakma ile yoğun anksiyete, panik atak, kalp çarpıntısı, terleme, nefes darlığı, titreme.
Ofidiofobi Yılanlar Yılanlarla ilgili her türlü uyarıcıya (gerçek, resim, video) karşı aşırı korku, kaçınma davranışı, bayılma hissi, kontrol kaybı korkusu.
Kinofobi Köpekler Köpeklerle karşılaşmaktan kaçınma, havlama sesinden irkilme, köpeklerin bulunduğu ortamlara girememe, panik ve dehşet hissi.
Ailurofobi Kediler Kedilerin varlığından rahatsız olma, onlardan uzak durma, tırmalanma veya saldırıya uğrama korkusu, huzursuzluk ve gerginlik.
Ornitofobi Kuşlar Uçan kuşlardan, tüylerinden veya kanat sesinden korkma, açık alanlarda veya parklarda bulunmaktan kaçınma, kuşların olduğu yerlerde panik.
Entomofobi Böcekler (Genel) Sinek, arı, karınca, hamam böceği gibi çeşitli böceklere karşı yoğun tiksinti ve korku, böceklerin olduğu ortamlardan kaçınma, kaşıntı hissi.
Musofobi Fareler/Sıçanlar Fareleri görme veya varlığından şüphelenme ile yoğun korku, çığlık atma, kaçışma, evde fare olabileceği düşüncesiyle uyuyamama.
Dikkat: Kendi kendinize fobi teşhisi koymaktan kaçının. Belirtileriniz varsa, doğru tanı ve tedavi planı için mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. İnternet bilgileri sadece genel bir rehber niteliğindedir.

Hayvan Fobilerinin Günlük Yaşama Etkileri

Bir hayvan fobisi, bireyin hayatının birçok alanında kısıtlamalara ve zorluklara yol açabilir. Bu etkiler, sadece korkulan hayvanla doğrudan karşılaşma durumlarıyla sınırlı kalmayıp, bireyin genel yaşam kalitesini derinden etkileyebilir. Sosyal İzolasyon: Fobik bireyler, korktukları hayvanın bulunabileceği sosyal ortamlardan (parklar, hayvanat bahçeleri, arkadaş evleri) kaçınabilir; bu durum, sosyal ilişkilerin zayıflamasına ve yalnızlaşmaya yol açabilir. Örneğin, kinofobisi olan bir kişi köpek sahibi arkadaşlarının evine gitmekten kaçınabilir. Mesleki ve Akademik Kısıtlamalar: Bazı meslekler veya eğitim alanları, belirli hayvanlarla teması gerektirebilir. Bir ornitofobi, doğa bilimleri kariyerini engelleyebilir; entomofobisi olan bir öğrenci ise biyoloji saha çalışmalarına katılamayabilir. Seyahat ve Tatil Kısıtlamaları: Fobik bireyler, korktukları hayvanın yaygın olduğu bölgelere seyahat etmekten kaçınabilir; bu, tatil veya iş seyahati planlarını ciddi şekilde etkileyebilir. Günlük Rutinlerde Bozulmalar: Basit günlük işler bile fobi nedeniyle zorlaşabilir. Örneğin, musofobisi olan bir kişi evinde fare gördüğünde panikleyebilir; araknofobisi olan biri ise küçük bir örümcek nedeniyle uyku düzeni bozabilir. Fiziksel ve Psikolojik Sağlık Sorunları: Sürekli anksiyete hali, panik ataklar, uyku bozuklukları, kalp çarpıntısı ve sindirim sorunları gibi fiziksel belirtilere yol açabilir. Depresyon ve diğer anksiyete bozukluklarının riskini artırır.

Not: Kaçınma davranışları, kısa vadede anksiyeteyi azaltıyor gibi görünse de, uzun vadede fobiyi pekiştirir ve bireyin korkusuyla yüzleşme şansını ortadan kaldırır. Bu nedenle, kaçınma döngüsünü kırmak tedavinin önemli bir parçasıdır.

Fobilerle Başa Çıkma ve Tedavi Yöntemleri

Hayvan fobileri, doğru ve etkili tedavi yöntemleriyle üstesinden gelinebilen, oldukça tedavi edilebilir ruhsal bozukluklardır. Tedavinin temel amacı, bireyin korkulan hayvana karşı verdiği mantıksız tepkileri azaltmak ve yaşam kalitesini artırmaktır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

BDT, spesifik fobilerin tedavisinde altın standart olarak kabul edilen en etkili yöntemdir. Bu terapi yaklaşımı, bireyin korkularıyla ilgili düşünce kalıplarını ve davranışlarını değiştirmeye odaklanır. Maruz Kalma Terapisi (Exposure Therapy): Bu yöntemde, birey korkulan hayvana aşamalı ve kontrollü bir şekilde maruz bırakılır. İlk başta sadece hayvanın resimlerine bakmakla başlanabilir, ardından videolar izlenir, daha sonra hayvanın bulunduğu bir ortama girilir ve nihayetinde güvenli bir şekilde hayvanla doğrudan temas kurulur. Bu süreç, bireyin korkulan hayvanın aslında tehlikeli olmadığını deneyimlemesine ve anksiyete tepkisinin azalmasına yardımcı olur. Bir kinofobi vakasında, terapi bir köpeğin fotoğrafına bakmakla başlayıp, uzaktan gözlemlemeye ve sonunda kontrollü bir ortamda temas kurmaya kadar aşamalı olarak ilerleyebilir. Sistematik Duyarsızlaştırma: Bu teknik, maruz kalma terapisi ile gevşeme tekniklerini birleştirir. Birey, korku hiyerarşisi oluşturarak en az korkutucu durumdan en korkutucu duruma doğru ilerlerken, her adımda gevşeme egzersizleri yaparak anksiyetesini kontrol altında tutmayı öğrenir.

Şimdi Dene: Fobinizin derecesi hafifse, bir uzmanın rehberliğinde küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Örneğin, örümcek fobiniz varsa, önce örümcek resimlerine bakarak başlayıp, rahat hissettiğinizde bir sonraki adıma geçin. Ancak ciddi fobilerde mutlaka profesyonel yardım alın.

İlaç Tedavisi

İlaç tedavisi genellikle BDT’ye yardımcı bir yöntem olarak kullanılır ve tek başına fobi için kalıcı bir çözüm sunmaz. Anksiyolitikler (anksiyete gidericiler) veya antidepresanlar, özellikle panik atak semptomlarını kontrol altına almak ve bireyin terapiye daha açık hale gelmesini sağlamak için kısa süreli olarak reçete edilebilir. Bu ilaçlar, beyin kimyasındaki dengesizlikleri düzenleyerek semptomları hafifletmeye yardımcı olur. İlaç tedavisi mutlaka bir psikiyatrist gözetiminde yapılmalıdır.

Farkındalık ve Gevşeme Teknikleri

Farkındalık (mindfulness) ve çeşitli gevşeme teknikleri (derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme), fobik anksiyeteyi yönetmede oldukça etkilidir. Bu teknikler, bireyin korku anında ortaya çıkan fiziksel tepkilerini (kalp çarpıntısı, nefes darlığı) kontrol etmesine ve zihinsel olarak daha sakin kalmasına yardımcı olur. Düzenli pratik, bireyin korku tepkilerine karşı daha dirençli olmasını sağlar.

İlişki Tüyosu: Eğer sevdiğiniz birinde hayvan fobisi varsa, onu yargılamak yerine anlayışlı ve destekleyici olun. Korkusunu küçümsemeyin veya “saçma” olduğunu söylemeyin. Onunla birlikte profesyonel yardım arayışına girmek, ilişkinizi güçlendirecektir.

Sanal Gerçeklik Terapisi (VRT)

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal gerçeklik terapisi (VRT), özellikle maruz kalma terapisine alternatif veya destekleyici bir yöntem olarak popülerlik kazanmaktadır. VRT, bireyleri güvenli ve kontrollü bir sanal ortamda korkulan hayvanla karşı karşıya getirerek, gerçek hayattaki maruz kalma öncesinde pratik yapma imkanı sunar. Bu yöntem, özellikle gerçek hayvanla doğrudan karşılaşmanın zor veya riskli olduğu durumlarda (örneğin, tehlikeli hayvanlar veya ulaşılması zor ortamlar) büyük avantaj sağlar. Birey, sanal ortamda korku tepkilerini yönetmeyi öğrenirken, gerçek hayattaki karşılaşmalara da hazırlanmış olur.

Fobilerle Yüzleşmek: İçsel Bir Yolculuk

Hayvan fobileri, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen, ancak modern psikoloji ve tıp sayesinde üstesinden gelinebilen zorluklardır. Bu makale boyunca ele aldığımız gibi, fobilerin kökenleri derinlere uzanabilir; evrimsel mirasımızdan çocukluk travmalarına, bilişsel çarpıtmalarımızdan genetik yatkınlıklarımıza kadar pek çok faktör bu korkuların oluşumunda rol oynar. Ancak en önemlisi, bu korkuların kader olmadığıdır. Bilimsel temelli terapi yöntemleri ve profesyonel destekle, bireyler korkularıyla yüzleşmeyi, onları anlamayı ve nihayetinde kontrol altına almayı öğrenebilirler. Unutmayın ki, her birimizin içinde, korkularımızın ötesine geçebilecek bir güç yatar. Cesaret, korkunun yokluğu değil, korkuya rağmen ilerleme iradesidir. Kendinize bu yolculukta izin verin ve daha özgür, daha tatmin edici bir yaşam için ilk adımı atın. Profesyonel bir rehber eşliğinde, bu içsel yolculuk sizi korkularınızdan azat edebilir ve hayatın sunduğu tüm güzellikleri kucaklamanıza olanak tanır.

En Çok Sorulan Kritik Sorular

Hayvan fobisi gerçekten bir hastalık mıdır, yoksa sadece “abartılı bir korku” mu?
Hayvan fobisi, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından ruhsal bir bozukluk olarak kabul edilen spesifik bir fobi türüdür. Bu, sadece “abartılı bir korku” olmaktan öte, bireyin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini ve işlevselliğini ciddi şekilde etkileyen, mantıksız ve sürekli bir anksiyete tepkisidir. Profesyonel tanı ve tedavi gerektiren gerçek bir durumdur.
Çocuklukta yaşanan basit bir olay, ömür boyu sürecek bir fobiye dönüşebilir mi?
Evet, kesinlikle dönüşebilir. Çocuklukta yaşanan, görünüşte “basit” bir olumsuz deneyim (örneğin, bir hayvan tarafından beklenmedik bir şekilde korkutulma, ısırılma veya ebeveynin aşırı korku tepkisini gözlemleme), bireyin beyninde o hayvanla tehlike arasında güçlü bir koşullu bağ oluşturabilir. Bu bağ, zamanla pekişerek ve kaçınma davranışlarıyla desteklenerek kalıcı bir fobiye dönüşebilir.
Fobiler genetik miras yoluyla bize geçer mi, yoksa tamamen öğrenilmiş midir?
Fobilerin gelişiminde hem genetik yatkınlık hem de öğrenilmiş faktörler rol oynar. Ailede anksiyete bozukluğu veya fobi öyküsü olan bireylerde fobi gelişme riski daha yüksek olabilir, bu da genetik bir bileşenin varlığını düşündürür. Ancak çoğu fobi, travmatik deneyimler, gözlemsel öğrenme veya bilgi aktarımı gibi çevresel ve psikolojik süreçlerle öğrenilir. Yani, hem doğuştan gelen bir eğilim hem de çevresel etkileşimlerin karmaşık bir ürünüdür.
Sanal gerçeklik, en derin hayvan korkularımızı yenmek için bir sihirli değnek olabilir mi?
Sanal gerçeklik terapisi (VRT), hayvan fobilerinin tedavisinde oldukça umut vadeden ve etkili bir araçtır, ancak “sihirli değnek” demek abartılı olur. VRT, bireyleri güvenli ve kontrollü bir sanal ortamda korkulan hayvanla aşamalı olarak yüzleştirerek, gerçek hayattaki maruz kalma terapisine güçlü bir alternatif veya destek sunar. Bu, özellikle doğrudan maruz kalmanın zor veya riskli olduğu durumlarda büyük avantaj sağlar. Ancak, en iyi sonuçlar genellikle VRT’nin bilişsel davranışçı terapi gibi diğer yöntemlerle entegre edilmesiyle elde edilir.
Bir hayvan fobisi olan kişiye “korkulacak bir şey yok” demek gerçekten yardımcı olur mu?
Hayır, genellikle yardımcı olmaz, hatta durumu daha da kötüleştirebilir. Fobik bir birey, korkusunun mantıksız olduğunu çoğu zaman bilir ancak bu duyguyu kontrol edemez. “Korkulacak bir şey yok” demek, kişinin hislerini küçümsemek, onu anlamadığınızı hissettirmek ve utanç duymasına neden olmak anlamına gelebilir. Bunun yerine, empatik olmak, korkusunu kabul etmek ve profesyonel yardım alması için destekleyici bir yaklaşım sergilemek çok daha etkilidir.
Herkesin bir hayvandan korktuğu bir an vardır; peki bu ne zaman fobiye dönüşür?
Normal bir korku, bir tehditle karşılaşıldığında ortaya çıkan geçici ve rasyonel bir tepkidir. Fobi ise, gerçek bir tehdit olmamasına rağmen aşırı, mantıksız, sürekli ve bireyin günlük yaşamını önemli ölçüde bozan bir korkudur. Korkunun fobiye dönüştüğü noktayı belirleyen temel kriterler; korkunun yoğunluğu, süresi (genellikle 6 aydan fazla), kontrol edilemezliği ve bireyin işlevselliği üzerindeki olumsuz etkisidir. Eğer korkunuz sizi sosyal ortamlardan uzaklaştırıyor, iş veya okul performansınızı etkiliyor ve hayat kalitenizi düşürüyorsa, bu bir fobi belirtisi olabilir.
İlaçlar, hayvan fobisini tamamen ortadan kaldırabilir mi, yoksa sadece semptomları mı hafifletir?
İlaçlar, hayvan fobisini tamamen ortadan kaldırmaz; genellikle sadece semptomları (özellikle anksiyete ve panik ataklar) hafifletmek için kullanılır. Fobinin temelinde yatan bilişsel ve davranışsal örüntüleri değiştirmek için bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi psikoterapi yöntemleri gereklidir. İlaçlar, bireyin terapiye daha açık hale gelmesini sağlayarak veya akut anksiyete durumlarında rahatlama sunarak BDT’ye yardımcı olabilir. Tedavi planı mutlaka bir uzman tarafından kişiye özel olarak belirlenmelidir.
Fobimden kurtulmak için hayvanlarla direkt temas kurmak zorunda mıyım, yoksa başka yollar da var mı?
Hayır, direkt temas kurmak her zaman ilk adım veya tek yol değildir. Bilişsel davranışçı terapinin önemli bir parçası olan maruz kalma terapisi, genellikle aşamalı bir yaklaşımla uygulanır. Bu, önce hayvanın resimlerine bakmak, videolarını izlemek, uzaktan gözlemlemek ve ancak birey hazır hissettiğinde kontrollü bir ortamda temasa geçmek anlamına gelebilir. Sanal gerçeklik terapisi (VRT) gibi modern yöntemler de direkt temas olmadan maruz kalma imkanı sunar. Önemli olan, bir uzmanın rehberliğinde, bireyin kendi hızına uygun ve güvenli bir tedavi planı izlemesidir.

Deniz

Davranış bilimleri ve insan psikolojisi üzerine uzmanlaşmış bir içerik stratejisti. Zihin.net.tr çatısı altında; fobiler, vücut dili ve zihinsel gelişim konularında bilimsel verileri analiz ederek okurlara pratik ve uygulanabilir rehberler sunmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu